Doğduğumuz andan
itibaren çevreden aldığımız uyarılarla kendimizi eleştirmeyi öğreniriz.
Annemiz, babamız, okuldan arkadaşlarımız, mahalleden arkadaşlarımızın bize
söyledikleri sözler bir süre sonra iç sesimiz olur. Ve bu iç ses bazen hatta
çoğunlukla çok acımasızdır.
Başkalarına asla söyleyemeyeceğiniz, hani derler ya "kavgada bile
söylenmez" ondan bile kötü şeyleri söyleriz kendimize ve acımasızca
eleştiririz. Kendinize söylediğiniz şeyleri bir başkasına söylediğinizi hayal
edin. Çok korkunç geliyor değil mi? Öyleyse kendimize neden böyle davranıyoruz?
Kırıcı, yıpratıcı şekilde konuşuyoruz. "Seni aptal, tam bir geri zekalı
gibi davrandın vb.... " diyebiliyor muyuz başkalarına. Ama kendimize
rahatlıkla diyoruz.
Bu iç sesimiz olumsuz şeyler söylediğinde onu susturmamız ,
bize daha güzel şeyler söylemesini sağlamamız gerek.
Biliyoruz ki duygularımızı düşüncelerimiz oluşturuyor . Yani
kendimiz hakkında olumsuz düşünürsek kendimizi pek iyi hissetmeyiz öyle değil
mi? " Bir mermeri delen su damlasının gücü değil sürekliliğidir" diye
bir söz vardır ya sürekli kendimizle böyle konuşursak bir süre sonra kendimizi
sevmemek kaçınılmaz olur. Hiç bir şeyini beğenmediğiniz, eleştirdiğiniz insanı
sevemezsiniz.
Hepimizde çocukluktan gelen bilinç altı kodlaması olarak değersizlik
inancımız vardır. Değersizlik ve kendini sevmeme duygularından az çok
hepimiz muzdaribiz. Bazılarımız biraz daha fazla .Bunu da çeşitli şekillerde
gösteririz aslında. Mesela daha pahalı evlere, arabalara, mevkilere , daha çok
paraya sahip olmak isteriz ki içimizde ki bu değersizlik duygusu toplum
tarafından takdir görüp azalsın. Ama tüm bu dışsal tatminler geçicidir. İçsel
olarak tatmin olmak kalıcıdır.
Peki kendimizi sevmeyi öğrenebilir miyiz? Değersizlik inancından kurtulabilir miyiz? Ne faydası olacak bunun bize?
Kendimizi sevmeyi öğrenebiliriz, değersizlik inancından kurtulabiliriz. Kendimizi çok daha iyi hissederiz, bir çok fiziksel ve psikolojik rahatsızlıktan kurtulabiliriz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder